Hastalıklar · Tedaviler · Sık Sorulan Sorular · Özgeçmiş · Blog · Soru–Cevap
Ürolojik KanserlerÜrolojik Kanserler

Prostat Kanseri

Prostat kanserinde tanı, risk değerlendirmesi ve kişiye uygun tedavi seçenekleri.

Ne kadar sık görülür, kimlerde risk artar?

Prostat kanseri, dünyada erkeklerde en sık tanı konulan ikinci kanserdir. EAU kılavuzunda aktarılan 2022 verilerine göre dünyada yaklaşık 1,46 milyon yeni tanı bildirilmiştir. Görülme sıklığı yaşla artar; özellikle 50 yaş sonrasında daha fazla önem kazanır. Bu yaşın altında klinik açıdan önemli prostat kanseri daha seyrektir.

Baba veya erkek kardeşte prostat kanseri bulunması, ailede birden fazla kişinin etkilenmesi ve tanıların genç yaşta konulması riski artırır. Afrika kökenli erkeklerde ve BRCA2 gibi bazı kalıtsal gen değişikliklerini taşıyanlarda risk daha yüksektir.

Belirtileri nelerdir?

Erken evrede çoğunlukla belirti vermez. İdrar akımında zayıflama, sık idrara çıkma veya idrar yapmakta zorlanma görülebilir; ancak bu yakınmalar iyi huylu prostat büyümesinde de sık yaşanır ve tek başına kanser göstergesi değildir. İleri hastalıkta kemik ağrısı, kilo kaybı veya idrarda kan gibi bulgular ortaya çıkabilir.

Nasıl tanı konur?

Değerlendirme öykü, prostat muayenesi ve PSA testiyle başlar. PSA yüksekliği kanser dışında büyüme veya iltihapla da ilişkili olabilir. Gerektiğinde test tekrarlanır; prostat MR’ı ve kişisel risk birlikte değerlendirilerek biyopsiye karar verilir. Şüpheli bölgelerden alınan örneklerin patolojik incelemesi tanıyı ve tümörün saldırganlık derecesini belirler. Enfeksiyon riskini azaltmak için ciltten, yani transperineal yoldan biyopsi tercih edilir.

Tanı sonrası PSA, Gleason/ISUP derecesi ve yayılım bulguları birlikte değerlendirilir. Risk grubuna göre PSMA PET/BT veya diğer görüntülemelerle evreleme yapılır. Belirtisi olmayan erkeklerde erken tanı görüşmesi genellikle 50 yaşından itibaren; aile öyküsü veya Afrika kökeni varsa 45, BRCA2 değişikliği varsa 40 yaşından itibaren gündeme gelir. Karar beklenen yaşam süresi ve kişinin tercihleriyle birlikte alınır.

Evreye ve risk grubuna göre tedavi

Prostata sınırlı, düşük riskli hastalıkta uygun hastalar için aktif izlem standart yaklaşımdır. Düzenli PSA, muayene, gerektiğinde MR ve tekrar biyopsiyle izlenir; ilerleme saptanırsa tedaviye geçilir. Yaşam beklentisi sınırlı kişilerde yakınmaları kontrol etmeye yönelik bekle-gör yaklaşımı seçilebilir.

Orta riskli, prostata sınırlı hastalıkta radikal prostatektomi veya radyoterapi uygulanabilir. Radyoterapiye bazı hastalarda kısa süreli hormon baskılama eklenir; uygun hastalarda brakiterapi de düşünülebilir. Dikkatle seçilmiş, olumlu özelliklere sahip orta riskli hastalarda aktif izlem mümkündür.

Yüksek riskli veya çevre dokulara ilerlemiş hastalıkta radyoterapi ile uzun süreli hormon baskılama ya da seçilmiş hastalarda çok yönlü tedavinin bir parçası olarak cerrahi değerlendirilir. Lenf bezlerine yayılımda radyoterapi ve sistemik tedaviler birlikte planlanabilir; bazı hastalarda ek ilaçlarla tedavi güçlendirilir.

Uzak organlara yayılmış hastalıkta hormon baskılama, yeni nesil hormon yolunu hedefleyen ilaçlarla birlikte kullanılır; uygun hastalarda kemoterapi eklenir. Düşük yayılım yükünde prostata radyoterapi de gündeme gelebilir. Sonraki tedaviler yanıt, önceki ilaçlar ve genetik özelliklere göre seçilir. İdrar kontrolü ve cinsel işlev üzerindeki etkiler her aşamada konuşulmalıdır.

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi planı muayene ve tetkik sonuçlarına göre belirlenir.

Doç. Dr. Abdulmecit Yavuz · Üroloji ve Androloji · Mersin

Yararlanılan kaynaklar

EAU 2026 — Prostat kanseri: sıklık ve risk etkenleri
EAU 2026 — Prostat kanseri: tanısal değerlendirme
EAU 2026 — Prostat kanseri: tedavi